
Geçtiğimiz Cumartesi ve Pazar günlerini tamamen sinema dolu bir şekilde ve büyük bir keyif içerisinde geçirdik. Her ne kadar cuma gününden itibaren, cumartesi akşamı Arka Oda’da gerçekleşecek olan Gizli Bahçe vs. Arka Oda kapışmasına odaklanmış olsak da, akşam olup da yemekler yendikten sonra her zamanki üşengeçliklerimizden ötürü dışarı çıkmayı erteleyerek üst üste 2 film ziyafeti yaptık kendimize. İyi ki de yaptık ama yine de aklımız Arka Oda’da kalmadı değil.
Madem ki bu çok sevdiğimiz, iki farklı yakaya ait mekanların müzikal kapışmasını izleyemiyoruz o zaman bol müzikli bir film izleyelim diyerek 24 Hour Party People‘ı izlemeye başladık.

24 Hour Party People, sevdiğimiz insanlardan olan Michael Winterbottom‘a ait. Hastası olduğumuz Steve Coogan‘ı izlerken hiç aklımıza geldi mi o ayrı konu. Açıkçası 2. kez izlediğim bu filmin Winterbottom’a ait olduğunu bile unutmuştum. Neyse..
Filmde Steve Coogan, kendisine birbirinden gereksiz ve anlamsız haberler yaptırılan bir gazeteciyi canlandırıyor. Filmin daha ilk sahnelerinde 1976′da Sex Pistols’ın Manchester’da 40 küsur kişiye verdiği konserden görüntüler izleyerek gaza geliyoruz.
1970. İngiltere. Manchester. Madchester. Punk. Sex. Drugs. Rock N Roll. Factory Records. Hacienda. 1990.
Tony Wilson için gazetecilik mesleğinin dışında, iflah olmaz bir müzik adamı desek hiç de yanlış olmaz sanırım. Zaten bunu filmi izlerken de oldukça net bir biçimde görüyoruz. Factory Records‘un kurucusu. Joy Division, Happy Mondays, New Order gibi isimleri ortaya çıkaran, klüplerinde sahne aldıran, sürekli bir arayış ve yenilik içinde olan süper bir insan kendisi. Filmi izlerken, keşke o dönem orada yaşasaydık da şu klüpte eğlenseydik diye iç geçirmelerimiz o kadar çoktu ki. Sizle aynı kafada olan ve sadece güzel müzik dinlemek, etrafındakilere de dinletmek için mekan ve plak firması açmış olan bir adamın klübüne gittiğinizi bir düşünsenize.
Film bu şekilde Sex Pistols ile başlayıp Joy Division, Happy Mondays, New Order derken 90′lara geliniyor ve Manchester’da yeni bir kültür doğmaya başlıyor. Rave. Hacienda’da punk’un yerini elektronik müzik ve eskisine kıyasla daha ağır uyuşturucular alıyor. Tony Wilson’a göre ise bu dönem, izleyicilerin/dinleyicilerin, müziği yapanları, enstrumanları çalanları değil de araçları alkışladığı bir dönem. Ve ayrıca klüplerde alkolün yerini alan ecstasy tüketiminin artması ile birlikte kariyerlerini de dibe doğru çekmeye başlayan bir dönem.
Bize göre nefis olan final sahnesi hakkındaysa herhangi bir şey söyleyerek tadını kaçırmak istemiyorum. En iyisi siz izleyerek karar verin.
Yazıda bahsi geçen gruplar, mekanlar, müzik, vs. ilginizi çekiyorsa ve şimdiye kadar da izlemediyseniz kesinlikle kaçırmayın derim.
Manchester soundunun ortaya çıkmasında oldukça büyük rol oynayan Tony Wilson’a gelecek olursak eğer, kendisi 10 Ağustos 2007 tarihinde Ian Curtis‘in yanına göçtü. Maalesef.
Rahat uyu Tony Wilson.