‘Müzik’ kategorisi için Arşiv

The Bad Plus @ İş Sanat

Salı, 30 Aralık 2008

thebadplus22

İşte budur. Pek sevdiğimiz rahatsız adamlar The Bad Plus, yeni yılda 26 Şubat akşamı İş Sanat Kültür Merkezi’ndeler. Daha önce hiç gitmemiş olmama rağmen neden bilmem İş Sanat’ı garip bir şekilde itici buluyorum. Sanki gittiğimde her yer takım elbiseli, kasıntı, soğuk nevale insanlarla dolu olacakmış gibi geliyor. Bilemiyorum.

Basçı Reid Anderson, piyanist Ethan Iverson, ve hastası olduğum deli davulcu -ki aslında alayı deli bu adamların ama davulcunun yeri ayrı işte- David King‘den oluşan The Bad Plus, Amerikalı bir jazz triosu. Belki de ezbere bildiğiniz rock, pop parçalarını alıp, bozup, parçalayıp, nefis birer jazz yorumu olarak önümüze sunuyorlar. Bunların dışında tabii kendi besteleri de var. Ancak yine de yorumladıkları parçalardan etkilenmemek pek mümkün değil. Nirvana’dan, David Bowie’ye, Black Sabbath’dan Aphex Twin’e kadar birbirinden farklı türlere ait grupların şarkılarını o kadar güzel yorumluyorlar ki hayran kalmamak imkansız. Buyrun aşağıda Aphex Twin’in en sevdiğim şarkılarından biri olan Flim!’in The Bad Plus uyarlaması.

YouTube Preview Image

Video, Youtube sitesinden. Üzgünüm ama maalesef başka hiçbir yerde de bulamadım. Youtube’dan download edip sayfa içerisine farklı bir şekilde entegre etmeye çalıştım ama birsürü ıvır zıvır vs. işin içine girince vazgeçtim. Gerçekten çok uğraştım farklı bir şekilde gösterebilmek için ama maalesef olmadı işte. Üzgünüm. Böyle gerizekalı işlerle bizi uğraştırdıkları için de üzgünüm. Nasıl olsa Tayyip de giriyormuş Youtube’a. Siz de girin. Hakikaten ya, Tayyip internette ne yapıyor acaba çok merak ediyorum. Neyse..

Bu grup ne kadar ilginizi çekti ya da çeker bilmiyorum ama benim çok sevdiğim gruplardan biri olan ve Kasım 2008 gibi İstanbul’da da konsere beklediğimiz, ancak maalesef meleklerin yanına uğurladığımız Esbjorn Svensson‘un trio’sunu anımsatıyorlar bana. Sanki biraz daha deliler. Esbjorn biraz daha bilgeymiş de bunlar biraz daha yaramazmış gibi.

Ve buyrun biraz daha gürültülü bir parçaları. Anthem For The Earnest.

YouTube Preview Image

Konser tarihi açıklanmış olmasına rağmen henüz ortada bilet fiyatlarına ilişkin bir bilgi göremedim. Yakında onu da öğreniriz.

Ve son olarak da bir bonusum var. Sanırım şu an sadece Avrupa’da yayınlanmış durumda ve Amerika’da da 2009 gibi yayınlanacak diye biliyorum ama yanılıyor da olabilirim. Son albümleri “For All I Care” den, efsane bir Pink Floyd şarkısı olan “Comfortably Numb”. Ancak henüz videosu olmadığından mp3 formatında.

MP3: The Bad Plus - Comfortably Numb

Mutlulukla tüketiniz.

Arka Oda’da Kim Ki O!

Cumartesi, 27 Aralık 2008

kim_ki_o

Güzel insan Berna Göl’ün şirin şeker grubu Kim Ki O, bu haftasonu Pazar günü (28.12.2008) Kadıköy Arka Oda’da kahvaltıda.

Daha önce şurada da kendilerinden bahsettiğimiz Kim Ki O, yarın gerçekleşecek olan konserin bugüne kadar verdikleri en uzun konser olacağını söylemişler. Tabii ki aynı zamanda öğlen verilecek olan ilk konser olma özelliğini de taşıyor.

Kadıköy’ün bence en güzel müzik çalan mekanlarından biri olan Arka Oda’da saat 12:00 gibi başlayacak olan geç kahvaltının ardından saat 14:00 gibi konserin başlaması düşünülüyor.

Bugüne kadar çok güzel işlere imza atmış olan Kim Ki O, eminiz ki bundan sonra da aynı hızla devam edecektir.

Biz yine maalesef orada olamayacağız. 2 günü kalmış olan şu cisco sınavım yüzünden bu kaçırdığım kaçıncı etkinlik hatırlamak istemiyorum ama sonra acısını çok pis çıkaracağım.

Kim Ki O’nun yapmış olduğu müzik hakkında fikir sahibi olmak isterseniz sitelerinden demolarını indirip dinleyebilirsiniz. Ya da buyrun benim en sevdiğim şarkılarından biri olan, Serbest Kalp Düşmesi.

MP3: Kim Ki O - Serbest Kalp Düşmesi

İşiniz yoksa kaçırmayın bence.

Fotoğraf: Aylin Güngör

Club Des Belugas - Some Like It Hot

Cuma, 26 Aralık 2008

club-des-belugas

Bu aralar oldukça sık dinlemeye başladığım Club Des Belugas, dinlenesi nu jazz, lounge gruplarından biri. MP3 player’ın içerisinde yüzlerce şarkı varken shuffle modda 3-4 parça arayla “Some Like It Hot” parçalarının çıkması, player’ın bozulma sinyalleri verdiğine mi yoksa farklı bir duruma mı işaret bilemiyorum ama parçanın güzelliğinin hatırına burada paylaşmak istedim.

Afiyet Olsun.

MP3: Club Des Belugas - Some Like It Hot

Discography:

  • Caviar At 3 A.M -2002
  • Minority Tunes - 2003
  • Apricoo Soul - 2006
  • Swop - 2008

Dinleyiniz,dinletiniz.

24 Hour Party People

Pazartesi, 22 Aralık 2008

Geçtiğimiz Cumartesi ve Pazar günlerini tamamen sinema dolu bir şekilde ve büyük bir keyif içerisinde geçirdik. Her ne kadar cuma gününden itibaren, cumartesi akşamı Arka Oda’da gerçekleşecek olan Gizli Bahçe vs. Arka Oda kapışmasına odaklanmış olsak da, akşam olup da yemekler yendikten sonra her zamanki üşengeçliklerimizden ötürü dışarı çıkmayı erteleyerek üst üste 2 film ziyafeti yaptık kendimize. İyi ki de yaptık ama yine de aklımız Arka Oda’da kalmadı değil.

Madem ki bu çok sevdiğimiz, iki farklı yakaya ait mekanların müzikal kapışmasını izleyemiyoruz o zaman bol müzikli bir film izleyelim diyerek 24 Hour Party People‘ı izlemeye başladık.

24 Hour Party People, sevdiğimiz insanlardan olan Michael Winterbottom‘a ait. Hastası olduğumuz Steve Coogan‘ı izlerken hiç aklımıza geldi mi o ayrı konu. Açıkçası 2. kez izlediğim bu filmin Winterbottom’a ait olduğunu bile unutmuştum. Neyse..

Filmde Steve Coogan, kendisine birbirinden gereksiz ve anlamsız haberler yaptırılan bir gazeteciyi canlandırıyor. Filmin daha ilk sahnelerinde 1976′da Sex Pistols’ın Manchester’da 40 küsur kişiye verdiği konserden görüntüler izleyerek gaza geliyoruz.

1970. İngiltere. Manchester. Madchester. Punk. Sex. Drugs. Rock N Roll. Factory Records. Hacienda. 1990.

Tony Wilson için gazetecilik mesleğinin dışında, iflah olmaz bir müzik adamı desek hiç de yanlış olmaz sanırım. Zaten bunu filmi izlerken de oldukça net bir biçimde görüyoruz. Factory Records‘un kurucusu. Joy Division, Happy Mondays, New Order gibi isimleri ortaya çıkaran, klüplerinde sahne aldıran, sürekli bir arayış ve yenilik içinde olan süper bir insan kendisi. Filmi izlerken, keşke o dönem orada yaşasaydık da şu klüpte eğlenseydik diye iç geçirmelerimiz o kadar çoktu ki. Sizle aynı kafada olan ve sadece güzel müzik dinlemek, etrafındakilere de dinletmek için mekan ve plak firması açmış olan bir adamın klübüne gittiğinizi bir düşünsenize.

Film bu şekilde Sex Pistols ile başlayıp Joy Division, Happy Mondays, New Order derken 90′lara geliniyor ve Manchester’da yeni bir kültür doğmaya başlıyor. Rave. Hacienda’da punk’un yerini elektronik müzik ve eskisine kıyasla daha ağır uyuşturucular alıyor. Tony Wilson’a göre ise bu dönem, izleyicilerin/dinleyicilerin, müziği yapanları, enstrumanları çalanları değil de araçları alkışladığı bir dönem. Ve ayrıca klüplerde alkolün yerini alan ecstasy tüketiminin artması ile birlikte kariyerlerini de dibe doğru çekmeye başlayan bir dönem.

Bize göre nefis olan final sahnesi hakkındaysa herhangi bir şey söyleyerek tadını kaçırmak istemiyorum. En iyisi siz izleyerek karar verin.

Yazıda bahsi geçen gruplar, mekanlar, müzik, vs. ilginizi çekiyorsa ve şimdiye kadar da izlemediyseniz kesinlikle kaçırmayın derim.

Manchester soundunun ortaya çıkmasında oldukça büyük rol oynayan Tony Wilson’a gelecek olursak eğer, kendisi 10 Ağustos 2007 tarihinde Ian Curtis‘in yanına göçtü. Maalesef.

Rahat uyu Tony Wilson.

Rock Star

Perşembe, 04 Aralık 2008

Geçen akşam yine çoğu zaman olduğu gibi “ne seyretsek acaba” diye aranırken bir arkadaşın tavsiyesi üzerine Rock Star‘ı izlemeye karar verdik. İyi ki de izlemişiz. Eski günlerimize döndük film boyunca.

Rock Star, 2001 yapımı, başrolde Mark Wahlberg’in oynadığı çıtır çerez bir film. Yani öyle çok da fazla birşeyler beklemeye gerek yok. Vakit geçirmelik. Ve eğlenceli. Bol müzikli.

Mark Wahlberg‘i hatırlayanınız var mı bilemiyorum? Nam-ı diğer, eski rapçi Marky Mark. Bunun bir de abisi vardı. New Kids On The Block isimli ilk boy band’lardan birinde şarkı söyleyen.

Film aslında hepimizin, en azından bizim çocukluk hayallerimize el atmış. Rock Star olmak isteyen afilli gençler. Tabii ki kendilerine ait bir grupları da var. En sevdikleri ve dönemin sıkı hard rock, heavy metal gruplarından biri olan Steel Dragon‘un iflah olmaz fanları. Sadece Steel Dragon parçaları çalıyorlar ancak kendilerini bir cover band olarak değil de bir anma grubu olarak isimlendiriyorlar.

İzlerken 90′lı yıllara gittim. Beyoğlu’nda Stüdyo La’nın, Gözde Müzik’in ve diğer pek çok stüdyonun içinde saatler geçirdiğimiz yıllara. O yıllarda İstiklal Caddesi’nde yürürken fotoğraftaki gibi tiplere oldukça sık rastlardınız. Şimdiki gibi fantazi/arabesk dinleyip saçını da mohawk yaparak gezenler yoktu ortalıklarda. Güzel zamanlardı.

Çok uzatmadan filme dönelim tekrar. Aslında çok da çetrefilli bir hikaye yok başta da belirttiğim gibi. Çıtır çerez bir film. Chris’in (Mark Wahlberg) delicesine fanı olduğu grup olan Steel Dragon parçalarını çalmasıyla başlayan yolunun bir gün gerçekten de Steel Dragon’da vokal yapmaya uzanmasını konu alıyor.

Devam edip de zaten kolay tahmin edilebilir bir filmi iyice açıklamak istemiyorum. Vakit geçirmelik bir şeyler izleyip, bir yandan da bolca müzik dinlemek istiyorsanız izleyin derim.

Unutmadan şunu da eklemem gerekir ki, Mark Wahlberg’in, şarkıları kendisinin söylediği lafı dolaşıyor etrafta. Ne kadar doğru bilemem tabii.

Cennetten Sesler: Susheela Raman

Çarşamba, 12 Kasım 2008

Sanırım 2-3 sene kadar önce tanışmıştım Susheela Raman‘ın sesiyle. Çoğu zaman standart bir şekilde yaptığımız msn üzerinden şarkı alışverişleri sırasında. Music For Crocodiles albümünden “What Silence Said” isimli parçası sayesinde başladı Susheela Raman’ın sesine olan aşkım.

Daha sonra tüm albümlerini edinip günler, geceler boyu dinlemiştim. Ve kime dinlettiysem de herkes ilk dinleyişte çarpılmıştı. Ya da şimdi, uzun süre boyunca bir köşede unuttuğumdan ve yeni aklıma geldiğinden geçmişte olanları gözümde böyle büyütüyorumdur.

İşte böyle aklıma tesadüfen tekrar gelip, web sayfasını ziyaret etmemle öğrenmiş oldum, aslında 2007 yılında çıkarmış olduğu fakat benim için yeni olan albümünü. Henüz tam olarak dinlememiş olsam da daha önce defalarca dinleyip neredeyse her ritmini ezbere bildiğim üç albümün hatrına bundan da yine çok güzel şarkılar bekliyorum sanırım.

Susheela Raman Avustralya’da yaşayan, Hint asıllı, Londra doğumlu, büyüleyici sesli bir kadın. Geleneksel hint melodilerini biraz cazla, biraz bluesla ve bolca etnik öğeyle harmanlayıp tadından yenilmez albümler çıkarıyor karşımıza.

Kucağınızda yatan şirin ötesi bir kedinin bacaklarınıza hissettirdiği sıcaklıkla, loş ışık altında şarkılarını dinlemekse bambaşka bir keyif..

Discography:

  • Salt Rain (2001)
  • Love Trap (2003)
  • Music For Crocodile (2005)
  • 33 1/3 (2007)

Susheela Raman - What Silence Said

Susheela Raman - Nagumono

Jazzistan Vol.1

Salı, 07 Ekim 2008

Yağmur arkasından gelen güneş için belki de, anlık esintiler..

01. Amon Tobin - Keep Your Distance
02. Aphex Twin - Flim
03. Avishai Cohen - Mediterranean Sun
04. Bassisters Orchestra - Lassister
05. Burnt Friedman - I Go With You
06. Club Des Belugas - Quatre Pieces Collees
07. Contemporary Noise Quintet - Army Of The Sun
08. Nightmares On Wax - 195lbs
09. Pivot - O Soundtrack My Heart
10. The Bad Plus - Flim
11. Tied & Tickled Trio - Henry + The Ghosts

Download - Alternatif

Fotoğraf: Flickr