‘Blog’ kategorisi için Arşiv

Satılık Ülke

Pazartesi, 15 Aralık 2008

Artık iyice yaklaşan , rahatsızlık verici Cisco sınavlarından dolayı buraları uzun zamandır boşlamıştım. Nasıl bir meslek seçmişsem artık, okul bittikten sonra bile harıl harıl sınavlara çalışmam gerekiyor. Neyse…

Bir süre önce ekonomik krizden dolayı satışa çıkarılan ülke İzlanda hakkındaki haberleri hatırlayanınız var mı bilemiyorum ama dün Star TV’de haberlere göz gezdirirken Türkiye’yi de farklı bir sonun beklemediği konusunda karamsarlığa kapıldık.

Haberlerde söylenildiğine göre, ekonomik krizin, hamdolsun ki teğet geçtiği ülkemizde, önümüzdeki günlerde krizden etkilenmemek adına hükümet tarafından çeşitli projeler üretilmekteymiş. Bu projelerden en ilgi çekicisiyse ekonomiden sorumlu devlet bakanı Mehmet Şimşek tarafından ortaya atılmış.

Projeye göre, devlet binaları, karayolları ve köprülerin Arap ülkelerine satılması düşünülüyormuş. Belki de hergün üzerinden geçtiğimiz, uzaktan rakımızı yudumlayıp seyre daldığımız Boğaziçi Köprüsü, otoyollar, devlet binaları, vs. hepsi din kardeşlerimiz(!?) Arap’ların eline geçecek.

Satılık mı yoksa kiralık mı olacak açıkçası orasını tam anlayamadım haberde. Bir ara spiker, mülklerin sahibinin Türkiye olacağını ancak gelirlerinin Arap ülkelerine gideceği gibi birşeyler de geveledi.

Dünyada isim yapmış ekonomistlerin “Türkiye henüz krizin etkilerini görmedi. Türkiye’yi iyi izleyin. Krizin en yoğun etkileri orada yaşanacak” sözleri mi birilerini korkuttu yoksa gidişin hakikaten iyi olmadığını gördüler de mi böyle bir karara vardılar bilemiyoruz tabii. Ama alınan karar da akıl işi mi o apayrı bir konu.

Hemen dibimizdeki Yunanistan’da yaşananları kıskançlıkla ve gülümseyerek izlerken, bizim halkımızda o gö(z) var mı acaba diye kendimize sormadan edemiyoruz şu aralar.

Fotoğraf: kayhanergin

Reklam Etkisi ve Numara Taşınabilirliği

Pazartesi, 10 Kasım 2008

9 Kasım 2008 tarihi itibarıyla, GSM operatörleri arasında numara taşınabilirliği işlemi başladı.

Tabii bu tarihten önce tüm GSM operatörleri cicili bicili reklamlarını, gazetelerde, dergilerde, televizyon kanallarında gözümüze sokarcasına döndürüp durdular.

Sanırım ben de ilk defa bir reklamın etkisine bu kadar kapılıp, yaklaşık 10 senedir hizmet aldığım Turkcell’den numaramı taşıma kararı aldım. Beni bu kadar etkileyen reklam, Avea‘nın dile dolanan cıngıllı reklamından başkası değil. Turkcell’in sinir bozucu tavuğu ve artık mide bulandırmaya başlayan Recep İvedik karakterinin üzerimizde yarattığı fenalıkla, dün en yakın Avea bayisine koşarcasına giderek numara taşıma işlemi için başvurumu yaptım.

İstenen evraklar, nüfus cüzdanınız ve adınıza gelmiş olan elektrik, su, telefon faturası gibi bir fatura. Geçmek istediğiniz tarifeyi de belirttikten sonra evraklarınız hemen işleme sokuluyor ve maksimum 6 gün içerisinde numaranız yeni operatörünüze taşınmış oluyor.

Turkcell’den Avea’ya geçiyor olmamın tek sebebi tabii ki sadece reklam değil. Turkcell’in kendini beğenmişliği, uyguladığı uçuk ücret tarifesi de etken sebepler arasında.

Garip gelecek belki ama, işlemleri yaparken kendimi özgür hissettim. Kısa bir süre için bile olsa.

Alakasız olacak fakat reklam demişken atlamak istemedim. Dün akşam gördüğüm Euroka Sigorta‘nın reklamı da şukela olmuş. Cesur Euroka.

!*$3^£#^/{**

Perşembe, 06 Kasım 2008

Ne söyleyecek bir söz bulabiliyoruz ne de bu konuda atabilecek bir başlık.

Yanlış mı okuduk acaba diye tekrar tekrar baktık bizi nefretle dolduran şu habere. Tekrar tekrar okuduk. Bu ülkede kadın olmanın zorluklarını zaten biliyorduk ama çocuk olmanın bu kadar zor olduğunu bilmiyorduk. Çocuksanız haklarınız olmadığını da bilmiyorduk. Zaten bu ülkede çocuk olmuşsanız, bu ülkede kız çocuğu olarak doğmuşsanız, regl olduktan sonra çocukluğunuz sona erermiş. O saatten sonra artık kadın olsanız olurmuş. Çocukluk haklarınız yokmuş o saatten sonra. Kadınlık ve insanlık haklarınız zaten yokmuş.

5. Bursa Ağır Ceza Mahkemesi, Vakit Gazetesi yazarı -ki bizce kendisine yazar demek hiç ama hiç doğru değil fakat Vakit’i de gazeteden saydığımız yok zaten- Üzmez’in tahliye kararına yapılan itirazı reddetti.

Birileri de hala, 3-5 çocuk yapın, diyor.

Evet yapın 3-5 çocuk. Bakamayın. Salın sokaklara. 70 yaşında gözü dönmüşlerin kucağına salın. Amcaları onlar ne de olsa. Dedeleri. 5 vakit namazında, dini bütün insanlar onlar hem. Sonra o minicik çocuklarınız, insan demeye dilimizin varmadığı, hayvan demeye dilimizin hiç varmadığı yaratıkların bacak arası egolarının kurbanı olsun.

Sonra birileri bana adalet desin.

Benim Vatandaşım İşini Bilir

Salı, 04 Kasım 2008

RTE döktürmüş yine. DTP’nin Diyarbakır’daki oturma eylemine destek vermek için Taksim’e çıkmaya çalışan DTP ve terör örgütü PKK sempatizanlarının da arasında bulunduğu grubun üzerine pompalı tüfekle ateş açan bir vatandaş hakkında ne düşündüğü sorulmuş kendisine.

Haydi empati kurmaya çalışalım. Kendimizi RTE’nin yerine koymaya çalışalım. Ya da hiç böyle birşeye girişmeyelim. Çok eziyet verici olabilir. Onun yerine bir ülkenin başbakanı olduğumuzu düşünelim. Böyle bir soru karşısında nasıl cevap verirdik. Kolay değil tabii. Devleti temsilen cevap vereceğiz. Açıkçası ben böyle bir soruya ne cevap verirdim diye uzatmak istemiyorum. Ama RTE’nin verdiği gibi bir cevap vermeyeceğim kesin. Bakalım ne demiş.

Erdoğan “Eğer siz vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, vatandaşın hayatına kast ederseniz hayatına kast ettiğiniz vatandaş kalkıp da eğer elinde böyle bir tedbiri böyle bir imkanı varsa, o da kendini savunma yoluna gidecektir.” dedi.

Kaynak: NTVMSNBC

Buyrun buradan yakın. Bu işler böyle yürüyor demek ki. Ya da böyle yürüyecek. Birisi kalkıp da sizin canınıza, malınıza zarar vermeye kalkarsa, sizin de elinizde bir tedbir imkanı varsa -ki bu yaşanan olayda olduğu gibi bu bir pompalı tüfek de olabilir- o imkanı sonuna kadar kullanacaksınız. Peki bu devletin polisinin görevi ne acaba? Yoksa polis, o müthiş gücünü(!?) sadece işçiler, memurlar ve öğrenciler üzerinde göstermekle mi mükellef.

Hiç sanmıyorum. Zaten TDK‘da polis maddesinin karşısına, şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta, demiş.

Düşünüyorum, düşünüyorum bir türlü çıkamıyorum içinden. Sınırlı sayıda insanın okuduğu bu blog için yazı yazarken bile defalarca tartıp biçiyorsam, kelimeleri dikkatlice seçmeye çalışıyorsam, bu ülkenin başbakanının da konuşmadan önce iyice bir düşünmesi gerekmiyor mu?

Wake Up, Freak Out

Perşembe, 30 Ekim 2008

Uyan, Kafayı Ye, Sonra da Aklını Başına Topla!

Leo Murray‘in küresel ısınma ve iklim değişiklikleriyle ilgili kısa filmine tesadüfen Açık Radyo‘nun web sayfasında rastladım ve buraya koymak istedim.

11 dakika 35 saniye uzunluğunda muhteşem ve oldukça da etkileyici bir animasyon. Tabii anlayana.

Filmin senaryosunun Ömer Madra tarafından Türkçe’ye çevrilmiş halini okumak isteyenleri de şuraya alalım.

Bedava Digiturk İzle, Bedava Film İndir

Perşembe, 30 Ekim 2008

Sayın DigiTurk PR Departmanı Yetkilisi, (Tabii eğer varsa öyle bir şey)

Ticari kaygınız nedeniyle istemeden ve farkında olmadan pek çok blog yazarının kişisel özgürlüğünü elinden aldınız.

Bunun beklenen sonucu olarak, an itibariyle, pek çok blog yazarı hem ailelerinin hem de dostlarının Digiturk aboneliklerini iptal ettirmeyi düşünüyor.

Müşteri kitlenizin en üst tabakasında yer alan, sinema paketleri ve yabancı dil kanallarının izleyicilerinin aynı zamanda Türkiye’de en aktif blog kullanıcıları olduğu gözünüzden kaçmaması gereken bir gerçek.

Marka imajınızın özellikle A+ grupta yerin dibine geçtiğinin ve geçmeye devam ettiğinin bilincinde olmalısınız.

Hatta zamanında, Danone‘nin kendi elinde olmadan içine düştüğü durumun İKİ MİLYON BLOGGER GÜCÜNDE daha kötü duruma, KENDİ ELLERİNİZ VE BECERİKSİZLİĞİNİZLE düşmüş olduğunuzun farkında olmalısınız.

Blogger altyapısının canlı ya da banttan yayın yapmaya olanak tanıyan imkan tanımadığı, üçüncü parti servislerden alınan embed kodlar kullanılarak başka bir servis üzerinden sağlanan içeriğe erişim sağlanması yoluyla dağıtıldığı, yani kendi sunucularında barındırmadığı herkes tarafından biliniyor. Buna rağmen Blogger.com’u engelleten güzide birimlerinizin başındakileri işten kovun bence. Bu işi bilen birilerini işe alın!

Eğer markanızı düşünüyorsanız, ve bu yaptıklarınızdan dolayı üzgünseniz size Sansüre Sansür hareketine ana sponsor olmayı öneririm.

Saygılarımla,
Bir Blog Yazarı

Not:
Başlık hem SEO, hem de ironi amaçlıdır.

Not 2:
Eğer şu an yasaklanmamış bir blogunuz varsa sizi de benzer bir çağrı yapmaya davet ediyorum. (Evet bu bir mimdir, ve bu yazıyı okuyan her blog yazarı bu mim’e davetlidir)

Not 3:
Konu ile ilgili yorum ve düşüncelerinizi duymaktan mutlu olacağım.

Not 4:
Blogunuzda bu konuyla ilgili tepkinizi belirmeye üşenmeyin (Bkz: Not 2)

Not 5:
Ben mim’i Eray‘da gördüm.

jazzistan.com

Perşembe, 30 Ekim 2008

Mayıs 2008 tarihinde almış olduğum www.jazzistan.com domaini için nihayet bir hosting alarak taşınma işlemlerini gerçekleştirdik.

Eski ikamet adresimiz olan http://tattooed-everything.blogspot.com’da bulunan tüm yazıları ve görselleri de bu alana aktardık. Aktarabildiğimiz kadarıyla. İlk bakışta gözümüze çarpan birkaç eksiklik yok değil tabii. Zaman içinde geri dönerek düzeltebiliriz umarım.

Peace & Love